Soru Sormanın Gücü

Başarılı işletmeler, müşterilerinin ihtiyaçlarına dikkat eder. Ama onlara ne istediğimizi bildirmekte bizler ne kadar iyiyiz?

Örneğin, bir restorana gittiniz. Hesabı öderken veya daha sonra çevrimiçi olarak şöyle bir yorum ilettiğinizi düşünün.

"Buraya bayıldım ve hizmet harika. Menüye birkaç vegan yemek daha eklerseniz geri gelme ihtimalimiz çok daha yüksek olur.”

ya da,

"Buraya bayıldım ve hizmet harika. Menüye birkaç vegan yemek daha eklerseniz vegan dostlarımıza önerme ihtimalimiz çok daha yüksek olur.”

Şimdi bunu dışarıda her yemek yediğinizde yaptığınızı düşünün!

Gerçekten önemli bir fark yaratırsınız ve başkalarının sizinkileri yansıtan yorumlar bırakmasını kolaylaştırır ve teşvik etmiş olursunuz.

Son olarak, hayatınızda başka nerelerde bazı değişikliklerin olduğunu görmek istersiniz?

Neden sormuyorsunuz?

Temizlik ve İklim

Yıllardır temizlik ürünlerini daha kullanışlı hale getirmek için yeni kimyasallar ekleniyor. Malesef bu durum bir yandan normalleşirken diğer yandan çevreye ve bize mal olmaya devam ediyor.

Temizliğimizi basitleştirip daha az agresif ürünler kullandığımızda aslında paradan tasarruf ediyor, sağlığımızı koruyor ve çevre için fark yaratıyoruz.

Aslında çoğu şey su, sirke/limon ve kabartma tozu ile temizlenebiliyor. (Not: Bağlantı ingilizce bir sayfaya yönleniyor ama hızlıca google translate ile çevirebilirsiniz.)

Belki temizliği basitleştirmeyi çocuklarınıza, arkadaşlarınıza ve komşularınıza da önerebilirsiniz, ne dersiniz?

Bir temizlik hizmeti alırsanız, çevre dostu temizlik ürünlerine geçmeleri konusunda ısrar edin ve onları çevre dostu temizlik maddelerini tercih eden arkadaşlarınıza ve iş arkadaşlarınıza yönlendireceğinizi bildirin.

Sistemi değiştirmek için çok fazla müşteri gerekmez.

Lütfen bu yazıyı en az bir kişi ile paylaşın.

Teşekkürler.

Her 11 Günde Yeni Bir Ağaç Dikin

Bir internet kullanıcısı olarak düzenli bir şekilde "arama" yapıyorsunuzdur.

Yaptığınız aramaların karbon yakalamaya katkı sağladığını hayal edin. Şimdi bu hayali gerçekleştirmenizi sağlayacak bir arama motoru olduğunu hayal edin.

Karşınızda Ecosia!

Bugün harekete geçebilir ve varsayılan arama motorunuzu ağaç diken arama motoru olan Ecosia ile değiştirebilirsiniz.

Ecosia ekibi, yaptığınız her 45 arama için bir ağaç dikiyor.

HubSpot'a göre, ortalama bir kişi her gün dört arama yapıyor. Yani her 11 günde bir ağacın dikilmesine vesile olabilirsiniz.

Yaratabileceğiniz farkı hayal edin. Şimdi, bunu çevrimiçi olarak etkileyebileceğiniz 100 kişiyle çarpın - herkese duyurun.

Buraya tıklayarak daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.

Lütfen bu yazıyı en az bir kişi ile paylaşın.

Teşekkürler.

Elimden Gelen Her Şeyi Yaptım, Değil mi?

İşe bisikletle gidiyorsun, et yemiyorsun, elektriğin yeşil, sık uçmuyorsun, kağıdını geri dönüştürüyorsun. Başka ne yapabilirim?

Cevap – iklim değişikliği üzerinde en büyük etkiye sahip olan şirketlere ve sistemlere eylem çağrısında bulunun.

İklim değişikliği yalnızca bireysel eylemlerle çözülemeyecek. Bireysel eylem, topluluk eylemine, şehir çapında eyleme, ulusal eyleme, küresel eyleme dönüştüğünde etkili olacaktır. Küresel ısınma, yalnızca yaşama ve çalışma şeklimizi yönlendiren sistemlerde bir değişiklik olduğunda duracaktır.

Vodafone Almanya – bir telefon ve internet şirketi bunun nasıl yapılabileceğini gösteriyor. %100 yenilenebilir elektrik kullanıyorlar ve bunu tüm Avrupa şirketlerine yayıyor.

Bu bir adım, doğru yönde bir adım. Pazarlama için de iyiyse, sorun değil.

Her adımı kutlayalım ve şirketlerin kayıtsız kalmaması veya yeşil yıkamaya (greenwashing) katılmaması için zorlamaya devam edelim. Şirketleri gerçekten fark yaratan iklim hedeflerine ulaşmaya davet edelim.

Cep telefonu sağlayıcınız yenilenebilir elektrik kullanıyor mu? Vodafone ile ilgili harika haberleri paylaşın ve telefon şirketinizi bu davayı takip etmeye davet edin.

Kaynak 

Eko-kaygı nedir?

İklim sorunu yüzünden bunalmış veya cesaretiniz kırılmış hissediyorsanız, bu alışılmadık bir durum değil. Birçok insan, insan kaynaklı çevresel bozulma ve iklim değişikliği konusunda endişe duyuyor. Dünya çapında yakın zamanda yapılan bir ankete göre, psikologların “eko-kaygı” dediği bu endişenin yetişkinlerin yaklaşık %70'ini ve çocukların %85'ini etkilediğini gösterdi.

Peki bu konuda ne yapmalı?

Öncelikle bu şekilde hissetmenin sorun olmadığını ve yalnız olmadığınızı bilmenizde fayda var.

Eko-kaygı yaşamak tamamen normaldir ve başka insanların da hissettiği bir kaygıdır.

Devamını oku

Scroll to top