Soru Sormanın Gücü

Başarılı işletmeler, müşterilerinin ihtiyaçlarına dikkat eder. Ama onlara ne istediğimizi bildirmekte bizler ne kadar iyiyiz?

Örneğin, bir restorana gittiniz. Hesabı öderken veya daha sonra çevrimiçi olarak şöyle bir yorum ilettiğinizi düşünün.

"Buraya bayıldım ve hizmet harika. Menüye birkaç vegan yemek daha eklerseniz geri gelme ihtimalimiz çok daha yüksek olur.”

ya da,

"Buraya bayıldım ve hizmet harika. Menüye birkaç vegan yemek daha eklerseniz vegan dostlarımıza önerme ihtimalimiz çok daha yüksek olur.”

Şimdi bunu dışarıda her yemek yediğinizde yaptığınızı düşünün!

Gerçekten önemli bir fark yaratırsınız ve başkalarının sizinkileri yansıtan yorumlar bırakmasını kolaylaştırır ve teşvik etmiş olursunuz.

Son olarak, hayatınızda başka nerelerde bazı değişikliklerin olduğunu görmek istersiniz?

Neden sormuyorsunuz?

Karar vermenizi basitleştirebilecek kurallar serisi – 1

Twitter'da karşılaştığım Sahil Bloom'un karar vermeyi basitleştiren 20'nin üzerinde temel kurallar (bıçak metaforunu kullanıyor) tweet serisini aralıklarla sizlerle paylaşacağım.

İşte ilk 5 kural:

  1. The Feynman Bıçağı - Jargon kullanımı ve karmaşıklığa dikkat edin. Birisi bir şeyi açıklamak için çok fazla karmaşıklık ve jargon kullanıyorsa, muhtemelen onu anlamıyordur.
  2. Şans Bıçağı - İki yol arasında seçim yaparken, daha büyük şans alanına sahip yolu seçin. Evde TV izlerken şanslı olmak zordur - ilgi çekici ve öğrenirken şanslı olmak kolaydır.
  3. Arena Bıçağı - İki yolla karşı karşıya kaldığınızda, sizi arenaya çıkaran yolu seçin. Arenada korkutucu ve yalnızdır  ama büyümenin gerçekleştiği yer orasıdır. Arenaya girdikten sonra, kenardaki insanlardan asla tavsiye almayın.
  4. İyimser Bıçağı - Kiminle zaman geçireceğinizi seçerken, iyimserlerle daha fazla zaman geçirmeye öncelik verin. Kötümserler kapalı kapılar görür. İyimserler açık kapılar görür ve muhtemelen yol boyunca kapalı kapıları tekmeler. Unutmayın: Kötümserler akıllı görünür, iyimserler zengin olur.
  5. Şükran Bıçağı - Şüpheye düştüğünüzde, size akıl hocalığı yapan veya sizi destekleyen kişilere DAHA FAZLA minnettarlık göstermeyi seçin. Daha fazla teşekkür et. Birine onları takdir ettiğinizi söyleyin. Sadece özel günlerde değil, her gün. Her gün minnettarlığa yaslanın ve hayatınız iyileşecektir.

Temizlik ve İklim

Yıllardır temizlik ürünlerini daha kullanışlı hale getirmek için yeni kimyasallar ekleniyor. Malesef bu durum bir yandan normalleşirken diğer yandan çevreye ve bize mal olmaya devam ediyor.

Temizliğimizi basitleştirip daha az agresif ürünler kullandığımızda aslında paradan tasarruf ediyor, sağlığımızı koruyor ve çevre için fark yaratıyoruz.

Aslında çoğu şey su, sirke/limon ve kabartma tozu ile temizlenebiliyor. (Not: Bağlantı ingilizce bir sayfaya yönleniyor ama hızlıca google translate ile çevirebilirsiniz.)

Belki temizliği basitleştirmeyi çocuklarınıza, arkadaşlarınıza ve komşularınıza da önerebilirsiniz, ne dersiniz?

Bir temizlik hizmeti alırsanız, çevre dostu temizlik ürünlerine geçmeleri konusunda ısrar edin ve onları çevre dostu temizlik maddelerini tercih eden arkadaşlarınıza ve iş arkadaşlarınıza yönlendireceğinizi bildirin.

Sistemi değiştirmek için çok fazla müşteri gerekmez.

Lütfen bu yazıyı en az bir kişi ile paylaşın.

Teşekkürler.

Kusurlu olun ki ışık içeriye girebilsin

Mükemmeliyetçiler, önemli şeyler pahasına o kadar da önemli olmayan detaylar üzerinde çok fazla zaman harcarlar. Meşhur yatırımcı Ray Dalio'ya göre bir karar verirken dikkate alınması gereken genellikle beş ila on önemli faktör vardır. Bu faktörleri gerçekten iyi anlamanın önemli olduğunu, ancak belirli bir noktadan sonra önemli şeyleri çalışmanın marjinal kazanımlarının bile sınırlı olacağını belirtiyor Ray Dalio.

Kusurlu olmaktan korkmayın, hatta kusurlu olun!

Leonard Cohen'in Anthem şarkısında şu sözleri hatırlayalım.

"Ring the bells that still can ring
Forget your perfect offering
There is a crack in everything
That's how the light gets in."

“Hala çalabilen çanları çalın
Mükemmel teklifinizi unutun
Her şeyde bir çatlak var
Işık bu şekilde içeri giriyor.”

 

Her 11 Günde Yeni Bir Ağaç Dikin

Bir internet kullanıcısı olarak düzenli bir şekilde "arama" yapıyorsunuzdur.

Yaptığınız aramaların karbon yakalamaya katkı sağladığını hayal edin. Şimdi bu hayali gerçekleştirmenizi sağlayacak bir arama motoru olduğunu hayal edin.

Karşınızda Ecosia!

Bugün harekete geçebilir ve varsayılan arama motorunuzu ağaç diken arama motoru olan Ecosia ile değiştirebilirsiniz.

Ecosia ekibi, yaptığınız her 45 arama için bir ağaç dikiyor.

HubSpot'a göre, ortalama bir kişi her gün dört arama yapıyor. Yani her 11 günde bir ağacın dikilmesine vesile olabilirsiniz.

Yaratabileceğiniz farkı hayal edin. Şimdi, bunu çevrimiçi olarak etkileyebileceğiniz 100 kişiyle çarpın - herkese duyurun.

Buraya tıklayarak daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.

Lütfen bu yazıyı en az bir kişi ile paylaşın.

Teşekkürler.

Niteliklerimiz bize yarar da verebilir zarar da

Nasıl uyguladığımıza bağlı olarak niteliklerimiz bize yarar sağlayabileceği gibi zarar da verebilir.

Çoğu nitelik, potansiyel faydalar ve potansiyel zararlar getiren iki ucu keskin bir kılıçtır. Nitelik ne kadar güçlü olursa, üretmesi muhtemel iyi veya kötü sonuçlar o kadar aşırı olur. Örneğin, son derece yaratıcı, hedef odaklı, yeni fikirler hayal etmede iyi olan bir kişi, günlük yaşamın küçük ayrıntılarını hafife alabilir ki bu da önemlidir; uzun vadeli hedeflerin peşinde o kadar azimli olabilir ki, günlük hayatın ayrıntılarına odaklanan insanları küçümseyebilir.

Benzer şekilde, ayrıntılarda usta olan görev odaklı bir kişi, yaratıcılığı küçümseyebilir ve daha da kötüsü, verimlilik adına onu susturabilir.

Bu iki insan harika bir ekip olabilirler, ancak zihinlerinin çalışma şekilleri birbirlerinin düşünme biçimlerinin değerini görmelerini zorlaştırdığından, birbirlerini tamamlayıcı olmakta güçlük çekmeleri muhtemeldir.

Kaynak

Elimden Gelen Her Şeyi Yaptım, Değil mi?

İşe bisikletle gidiyorsun, et yemiyorsun, elektriğin yeşil, sık uçmuyorsun, kağıdını geri dönüştürüyorsun. Başka ne yapabilirim?

Cevap – iklim değişikliği üzerinde en büyük etkiye sahip olan şirketlere ve sistemlere eylem çağrısında bulunun.

İklim değişikliği yalnızca bireysel eylemlerle çözülemeyecek. Bireysel eylem, topluluk eylemine, şehir çapında eyleme, ulusal eyleme, küresel eyleme dönüştüğünde etkili olacaktır. Küresel ısınma, yalnızca yaşama ve çalışma şeklimizi yönlendiren sistemlerde bir değişiklik olduğunda duracaktır.

Vodafone Almanya – bir telefon ve internet şirketi bunun nasıl yapılabileceğini gösteriyor. %100 yenilenebilir elektrik kullanıyorlar ve bunu tüm Avrupa şirketlerine yayıyor.

Bu bir adım, doğru yönde bir adım. Pazarlama için de iyiyse, sorun değil.

Her adımı kutlayalım ve şirketlerin kayıtsız kalmaması veya yeşil yıkamaya (greenwashing) katılmaması için zorlamaya devam edelim. Şirketleri gerçekten fark yaratan iklim hedeflerine ulaşmaya davet edelim.

Cep telefonu sağlayıcınız yenilenebilir elektrik kullanıyor mu? Vodafone ile ilgili harika haberleri paylaşın ve telefon şirketinizi bu davayı takip etmeye davet edin.

Kaynak 

Eko-kaygı nedir?

İklim sorunu yüzünden bunalmış veya cesaretiniz kırılmış hissediyorsanız, bu alışılmadık bir durum değil. Birçok insan, insan kaynaklı çevresel bozulma ve iklim değişikliği konusunda endişe duyuyor. Dünya çapında yakın zamanda yapılan bir ankete göre, psikologların “eko-kaygı” dediği bu endişenin yetişkinlerin yaklaşık %70'ini ve çocukların %85'ini etkilediğini gösterdi.

Peki bu konuda ne yapmalı?

Öncelikle bu şekilde hissetmenin sorun olmadığını ve yalnız olmadığınızı bilmenizde fayda var.

Eko-kaygı yaşamak tamamen normaldir ve başka insanların da hissettiği bir kaygıdır.

Devamını oku

Scroll to top